EY İNSANOĞLU NEDİR DERDİN? -8-
Ey insanoğlu ! Hayat serüvenindeki yaratılış (ilk çekirdek ) hammadden nedir? Meni denilen sıvının içindeki zerrecikler (spermler) değil mi? Bu zerreciklerin oluşum yeri (fabrikası) neresi? Yine insan –veya erkek canlı- olduğundan ve bu insanın (canlı) da hayat kaynağının su, toprak ve hava olmasından şüphen ( kuşkun ) var mı? Bu fabrikanın devamlı çalışması – canlının yaşaması- doğrudan veya dolaylı olarak hemen hemen tamamıyla toprak mahsulleri ile sağlanmıyor mu? Canlının hayatı son bulduğunda yine şu veya bu şekilde cismen toprağa karışıp ( bazı istisnalar bir tarafa ) yok olmuyor mu? Yani yapı ve şekil değiştirip yine cismen topraklaşmıyor mu? Bilim de “ hiçbir madde yoktan var olmaz , var olan da yok olmaz. Ancak bir halden başka bir hale geçer. “ demiyor mu? Öyleyse mantıken , teorik olarak özellikle insan canlısının ham maddesinin toprak olması gerekmez mi? Ve Yaratıcı da “ O, sizi ilk önce ( ilk insan atanızı, topraktan yarattı. Sonra nutfe (meni ) sonra aşılanmış yumurta ( embriyon , ruşeyn ve devamlı oluşan et parçası ) dan yarattı. Sonra cenin (bebek) olarak – dünyaya çıkardı. Sonra sizin güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, ( çocukluk, gençlik ) sonra da ihtiyarlamanız ki içinizden birinin ruhu daha önce alınmış ( ölmüş ) olanlar da vardır. Bu, tayin edilmiş ecele ( ölüme, belli bir vakte ) ulaşmanız için sizi yaşatan O’ dur. Umulur ki akıl erdirirsiniz ( düşünürsünüz ). Yine O, and olsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattık. Ey peygamber! Rabbinin meleklere şöyle dediğini hatırla: Ben kuru balçıktan şekillenmiş, kokuşmuş çamurdan insan yaratacağım. “ diye nida ederken ( seslenirken ) niye topraktan geldiğini, yaratıldığını inkar ediyorsun?
Hayat serüveninin sonunda yer yüzünde akıl, fikir sahibi bir fert ( birey ) oldun. Ama ne görüyoruz? Ya içinde bulunduğun ortamdan; ya bilgi noksanlığı sebebiyle meydana gelen muhakeme zayıflığından; ya da şeytani hislerinin üstün gelmesinden dolayı yukarıda belirttiğimiz gibi yaratılışını ve Yaratanını inkar ediyorsun. Onunla da kalmıyor kendinden bilgi ve zekaca üstün olanların, kötü telkinleri ve saptırmaları yüzünden kendin gibi yaratıkları ilahlaştırıyorsun. Hatta efsaneleşmiş olanlarının cansız sembolleri ( resim, heykel, put vb.) ne aşina olup onlardan medet umuyorsun. Halbuki o, efsaneleştirdiğin yaratıklara diğerlerinden üstün güç, kuvvet, irade akıl ve üstün zeka,( deha ) nazar( muhatabını iyi etkileme olgusu vb ) veren de O. Bütün yaratıkların yaratıcısı, bütün alemlerin sahibi Rabbi’dir.
Durum böyle iken senin tavrın nedir? Umman denizi ( okyanus ) bırakıp; küçük su birikintisinden medet ummaya; koca dağ dururken küçücük tepeciği siper edinmeye; aslandan değil küçücük kedi yavrusundan korkmaya; binlerce voltluk akımdan, yıldırımdan değil; 12 voltluk akımdan çekinmeye, bir atom veya nükleer bombayı tınmayıp bir havai fişekten kaçmaya benzer.
Bunun gibi bir servet, bir mülk imparatoru dururken; O, çağırıp ihsanda bulunacağını açıklarken; gidip bir züğürtten bahşiş beklemek; yemyeşil vaha dururken çorak arazide çalışmak ; tarım yapmak; akıl karı mıdır? Bir gerçek güzeller güzelinin halisane ( temiz kalp, iyi niyet ) daveti dururken ; çirkinliğini maskelemiş; süslü püslü gönül avcısının pençesine düşüp ömür çürütmek; – başka gizli bir hedefin yoksa – ahmaklık değil midir?
Ey insan! Hemcinslerinin gökyüzünde, yıldızlar arasında, mekik dokurken; sen, hala 2500 yıllık Zerdüşt’ün Avesta kitabındaki beşeri dizilerine mi kulak veriyorsun? O, ilahilikten mahrum Gatha lara göre hayali Hürmüz ve Ehirmen tanrılarına mı inanıyorsun?. Hürmüz’ ü hoşnut ediyorum diye yaktığın ateşten mi medet umuyorsun?. Herhangi bir şekilde yanmakta olan ateş, etrafındakileri aydınlatmaktan ve ısıtmaktan başka ne sağlayabiliyor?
Ey gafil Mecusi ! Neden hala seni, yaşadığımız bu dünyayı ve bütün alemleri yaratan, bu nizamı kuran bir gücün, kudretin olması gerektiğini kavrayamıyorsun? Bu dünyaya bir gaye ( amaç ) ile geçici olarak geldiğini ve burada yaptıklarından sorumlu olarak; başka bir aleme göçeceğini; hiçbir şeyin boş yere yaratılmadığını düşünemiyorsun?
Gerçek akıl sahipleri, en azından kendi varlığını sorgulamalı ve varlık sebebini araştırmalıdır.
Ey aslında, en mümtaz yaratık olan, Cenin haneden çıkarılıp dünyaya konuk olan,
İlk atasının yaratılış hammaddesi, balçık olan, Uzun zaman çevresindekilere muhtaç olan,
Önce su damlası, sonra pıhtılaşmış kan, Bazen gülüp oynayan; bazen ağlayan,
Yaratıcının verdiği ruhla, ceninleşen insan. Her an, Yaratıcıya dönme riskindeki insan.
Büyüyüp,serpilip; akıl baliğ olan,
Akıl, fikir ve irade-i Cüzü’nü kullanan,
Ama, yaratıcısını ve yaratılışını kavrayamayan,
Her nedense, şeytana ve avenelerine kanan insan.
Daha ne zaman uyanacaksın?

