OBJEKTİF ( TARAFSIZ – GERÇEKCİ ) DÜŞÜNEBİLMEK ve DAVRANMAK (4)
Tarihte bilhassa bizim yakın tarihimizde örnekleri çoktur. Mesela : gençliklerinde sultan II.Abdülhamit Han'ın bazı icraatlarını beğenmeyip; yahudi siyon uzantısı İttihat-Terakkicilerin propagandalarına kapılarak sultana muhalefet eden ünlü din ve fikir adamlarımızdan tefsir alimi merhum Elmalılı Hamdi Yazır, sultanın hal'ine fetva vermiş ama sonunda yaptığı hatadan çok pişman olmuş ve "Ömrümde bu kadar ağır vicdan azabı çekmedim... Allah beni affetsin" sızlanmaları ile vefat etmiştir. Yine Üstad iman mürşidi Said Nursi sultana yaptığı eleştirilerden nedamet getirerek, sultanın yaşayan torunlarından Nemlika Hatunu bulup; "gençlik sayikası ile Abdülhamit Han Hz.ne lisanen tecavüzde bulundum. Dedeniz adına sizden helallik diliyorum" diyerek özür dilemiştir.
Ve İstiklal savaşımızın manevi önderlerinden istiklal maşımızın yazarı mümtaz millî şairimiz M. Akif Ersoy, sultana daha ağır ve çirkin eleştirilerde -kızıl sultan v.b.-bulunmuş. Sonra hatasını anlayarak, Mısırda hasta olduğu sıralarda bir yakınına iyileşirsem, sultandan özür dileyceğim; ve hatıralarımda itiraflarda bulunacağım" diyerek bir şiirinde de üzüntülerini belirtmiştir.
Görülüyor ki iblis şeytan ve özellikle son iki asırdaki has avaneleri (yardımcıları,uşakları) siyon- haçlı ittifakı kefere mensupları, yerine göre keramet sahibi evliyaları (Hz.Adem ile Havva'yı aldatabildiğine göre) bile aldatıp tuzağa düşürerek islam ümmetine darbe vurabiliyorlar...
Zararı faydasını geçmiş, ticarethaneleşmiş dershanelerde ise belirtilen rakamlara göre cemaatinize bağlı olanlar, Türkiye genelindeki sayılarının ancak dörtte biri kadardır. Dolaysıyle özel okul veya açık liselere dönüştürme kararı sade sizinkilere mahsus da değildir. Ayrıca
kanunlaştırılıp uygulamaya da geçilmemiştir. Öyle ise hükümete, iktidara karşı itiraz, isyan, feryad-ı figan, iktidarla zıtlaşma niye? Evet uzun uğraş ve büyük fedakarlıklarla kazanılmış bir oluşumu birilerinin heder etmesi emeklerin berhava olması çekilmez bir sıkıntı ve endişe yaratır. Buna itiraz yok. Bugünkü haliyle rant kapıları haline gelmiş kanburların devlete ve millete daha fazla yük olmaması için bir dönüştürme yapmak istemektedir. Ayrıca dönüştürme işleminde imkanları yetersiz olanlara devlet yardımı yapmak, İçindeki çalışanları mağdur etmemek için yaş sınırına bakmaksızın devlet kadrolarına geçirmek güvencesi veriyor. En iyi çözümü yapabilmek için de taraflarla diyalog yaparak, kapıyı devamlı açık tutarak. Üstelik bazı hataları ile beraber, dine diyanete azçok hizmeti kanıtlanmış iyi niyetli bir hükümetle zıtlaşıp,gövde gösterisi yapmanın anlamı ne?
Sevgili hoca efendi, her şeyden önce cemaatiniz üzerinde etkili bir denetim mekanızması kurmadığınız anlaşılıyor. Oluşumun mahiyeti ne olursa olsun ve bazı işgüzarlar ne derse desin, o işte kalıcı ve başarılı olmak için etkili ve adaletli bir denetim mekanizması şarttır. Bu olmayınca cemaate iyi niyetlisi (Allah için canla başla çalışan), kötü niyetlisi de (otoritenizi sarsıp küçük düşürmek, hedefinizden saptırmak için şeytan uşakları, provakotörler, sapıklar, hainler v.b.) girer. Sizi kendi emellerine alet ederler. Nitekim cemaate gelir sağlamak adına halktan hile veya cebirle bağışlar talep edildiği, alınan bağışların gayri islami kişi veya kuruluşlara da aktarıldığı haberleri dolaşmaktadır.
Önemli bir misal Konyada tanınmış bir iş adamı ölen ortağı adına İstanbul da 5-6 sene önce o günün parası ile 12 milyon TL ye bir yurt yaptırıp cemaatinize teslim eder. Ve halen yurt olarak kullanılmaktadır. Teslimden çok kısa süre sonra cemaatinizin adamları gelip aynı yurdun bir benzerini de Konya da cemaat adına yaptırmasını isterler. İş adamı: "Ben onu ortağımın anısına gönüllü olarak yaptırdım, Ama şimdi siz benden zoraki bir şey istiyorsunuz. Bunun ne bana hayrı olur ne de size."diyerek geri çevirince vay sen misin o deyip uydurma bahane ile polis baskını ardından tutuklama. Çeşitli baskı uydurma delillerle uzun uzun mahkemeler, 177 yıl ceza ve halen adam içeride!
Şimdilik ortaya çıkan bu. Allah bilir daha neler neler vardır.
Şimdi her iki tarafa (cemaat ve hükümete) soralım? Bu nasıl islamî hizmet? Hangi ayet veya hadisle izah edilir? Hangi iz'an ve vicdana sığar? Hangi müslüman geçinen yargıçların işidir. İzah et bakalım hoca efendi? Demek ki bir oluşum, dinî de olsa, ilmî de olsa etkili bir denetim mekanizması olmayınca sağlıklı yürümüyor. Şeytan hemen herkesi tuzağına düşürebiliyor.
Hükümet'e (iktidar) gelince. İyi güzel hoş iktisadî refah, dinî ve demokratik açılımlar ve kazanımlar. Ama yeterli değil. Ülkede gerçek adaleti, sağduyuyu hakim kılamıyorsanız, kısa zamanda diğerleri heba olup yok hükmünde kalır. Mutlaka mağdur vatandaşın hak aramasını beklemeyeceksiniz. Madem çok şeye para buluyorsunuz. Ayrıca öyle bir teşkilat kuracaksınız ki kim nerede, hangi görevli nasıl çalışıyor, hata ve sevapları nelerdir? zamanında değerlendireceksiniz. Sadece asayiş sağlamak yetmiyor. Kaldıki sömürgecilerin uydurması demokrasilerde yargı bağımsızlığı safsatası ile gerçek adalet değil ancak atalet sağlanıyor. Her şey meydanda. Öncelikle yargının bağımsız olabilmesi için mensuplarının çok iyi yetiştirilmesi, haksızlıklar karşısında nefsini değil neslini düşünebilmeli ve öyle karar vermeli. Ve şu cümle iyi okunmalıdır. "İlham ve isnadı Hak ve Hakikat âşinâlığı olmayan ve Hak'a saygı iradesi zayıf hukukçular, şu veya bu şekilde yaşadığı ortamın zihnî ilintilerinin etkisi tarafgirlikten kurtulamazlar. Dolaysıyle mutlak adaleti sağlıyamazlar. Bu tiplerin ürünü olan hukuk sistemler de objektif olamaz." Gerisi teferruat olsa gerek...

